Nebe’

النبأ

40 ayet · Mekki · Nüzul 80 · Mekke, geç dönem

Ayet 1

عَمَّ يَتَسَآءَلُونَ

Birbirlerine neyi soruyorlar

Ayet 2

عَنِ ٱلنَّبَإِ ٱلۡعَظِيمِ

O büyük haberden (kıyametten) mi

Ayet 3

ٱلَّذِي هُمۡ فِيهِ مُخۡتَلِفُونَ

Ki onlar onda ayrılığa düşmektedirler

Ayet 4

كَلَّا سَيَعۡلَمُونَ

Hayır, ilerde bilecekler

Ayet 5

ثُمَّ كَلَّا سَيَعۡلَمُونَ

Hayır hayır, ilerde bilecekler

Ayet 6

أَلَمۡ نَجۡعَلِ ٱلۡأَرۡضَ مِهَٰدࣰ ا

Biz yeryüzünü bir beşik yapmadık mı

Ayet 7

وَٱلۡجِبَالَ أَوۡتَادࣰ ا

Dağları da birer kazık kılmadık mı

Ayet 8

وَخَلَقۡنَٰكُمۡ أَزۡوَٰجࣰ ا

Sizleri çift çift yarattık

Ayet 9

وَجَعَلۡنَا نَوۡمَكُمۡ سُبَاتࣰ ا

Uykunuzu bir dinlenme yaptık

Ayet 10

وَجَعَلۡنَا ٱلَّيۡلَ لِبَاسࣰ ا

Geceyi bir örtü yaptık

Ayet 11

وَجَعَلۡنَا ٱلنَّهَارَ مَعَاشࣰ ا

Gündüzü de bir geçim zamanı yaptık

Ayet 12

وَبَنَيۡنَا فَوۡقَكُمۡ سَبۡعࣰ ا شِدَادࣰ ا

Üstünüze yedi sağlam bina (gök) çattık

Ayet 13

وَجَعَلۡنَا سِرَاجࣰ ا وَهَّاجࣰ ا

İçlerine ışık saçan bir kandil astık

Ayet 14

وَأَنزَلۡنَا مِنَ ٱلۡمُعۡصِرَٰتِ مَآءࣰ ثَجَّاجࣰ ا

Yoğunlaşmış bulutlardan şarıl şarıl bir su indirdik

Ayet 15

لِّنُخۡرِجَ بِهِۦ حَبࣰّ ا وَنَبَاتࣰ ا

Onunla taneler ve otlar çıkaralım diye

Ayet 16

وَجَنَّٰتٍ أَلۡفَافًا

Ve sarmaş dolaş bağlar bahçeler (çıkaralım diye)

Ayet 17

إِنَّ يَوۡمَ ٱلۡفَصۡلِ كَانَ مِيقَٰتࣰ ا

Kuşkusuz o hüküm günü kararlaştırılmış bir vakit olmuştur

Ayet 18

يَوۡمَ يُنفَخُ فِي ٱلصُّورِ فَتَأۡتُونَ أَفۡوَاجࣰ ا

O gün Sûr'a üflenir, bölük bölük gelirsiniz

Ayet 19

وَفُتِحَتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتۡ أَبۡوَٰبࣰ ا

Gök de açılmış, kapı kapı olmuştur

Ayet 20

وَسُيِّرَتِ ٱلۡجِبَالُ فَكَانَتۡ سَرَابًا

Dağlar yürütülmüş, serap olmuştur

Ayet 21

إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتۡ مِرۡصَادࣰ ا

Kuşkusuz Cehennem gözetleme yeri olmuştur

Ayet 22

لِّلطَّٰغِينَ مَـَٔابࣰ ا

Azgınlar için son varılacak yer olmuştur

Ayet 23

لَّٰبِثِينَ فِيهَآ أَحۡقَابࣰ ا

Orada çağlarca kalacaklardır

Ayet 24

لَّا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرۡدࣰ ا وَلَا شَرَابًا

Orada ne bir serinlik tadacaklar, ne de içecek bir şey

Ayet 25

إِلَّا حَمِيمࣰ ا وَغَسَّاقࣰ ا

Ancak bir kaynar su ve irin (içecekler)

Ayet 26

جَزَآءࣰ وِفَاقًا

Bir ceza ki tam yaptıklarına uygun

Ayet 27

إِنَّهُمۡ كَانُواْ لَا يَرۡجُونَ حِسَابࣰ ا

Çünkü onlar hiçbir hesap ummazlardı

Ayet 28

وَكَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَا كِذَّابࣰ ا

Âyetlerimizi yalanlaya yalanlaya tam bir yalancı olmuşlardı

Ayet 29

وَكُلَّ شَيۡءٍ أَحۡصَيۡنَٰهُ كِتَٰبࣰ ا

Biz ise herşeyi sayıp bir kitaba geçirmişiz

Ayet 30

فَذُوقُواْ فَلَن نَّزِيدَكُمۡ إِلَّا عَذَابًا

(Onlara): "Şimdi tadın (cezanızı). Artık size azabınızı artırmaktan başka bir şey yapmayacağız" (denir)

Ayet 31

إِنَّ لِلۡمُتَّقِينَ مَفَازًا

Kuşkusuz takva sahipleri için bir kurtuluş var

Ayet 32

حَدَآئِقَ وَأَعۡنَٰبࣰ ا

Bahçeler var, bağlar var

Ayet 33

وَكَوَاعِبَ أَتۡرَابࣰ ا

Memeleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar var

Ayet 34

وَكَأۡسࣰ ا دِهَاقࣰ ا

Dopdolu kadehler var

Ayet 35

لَّا يَسۡمَعُونَ فِيهَا لَغۡوࣰ ا وَلَا كِذَّٰبࣰ ا

Orada ne boş bir söz işitirler, ne de bir yalan

Ayet 36

جَزَآءࣰ مِّن رَّبِّكَ عَطَآءً حِسَابࣰ ا

(Bunlar) Rabbinden yeterli bir bağış olarak (verilir)

Ayet 37

رَّبِّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَا ٱلرَّحۡمَٰنِۖ لَا يَمۡلِكُونَ مِنۡهُ خِطَابࣰ ا

O, göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir. Rahmân'dır. Hiç kimse ondan bir hitaba mâlik olamaz

Ayet 38

يَوۡمَ يَقُومُ ٱلرُّوحُ وَٱلۡمَلَٰٓئِكَةُ صَفࣰّ اۖ لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنۡ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحۡمَٰنُ وَقَالَ صَوَابࣰ ا

O gün Ruh ve melekler sıra sıra dururlar. Rahmân'ın izin verdikleri dışında hiç kimse konuşamaz. İzin verilen de doğruyu söyler

Ayet 39

ذَٰلِكَ ٱلۡيَوۡمُ ٱلۡحَقُّۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ مَـَٔابًا

İşte bu hak gündür. Artık dileyen Rabbine bir yol tutar

Ayet 40

إِنَّآ أَنذَرۡنَٰكُمۡ عَذَابࣰ ا قَرِيبࣰ ا يَوۡمَ يَنظُرُ ٱلۡمَرۡءُ مَا قَدَّمَتۡ يَدَاهُ وَيَقُولُ ٱلۡكَافِرُ يَٰلَيۡتَنِي كُنتُ تُرَٰبَۢا

Biz sizi yakın bir azap ile uyardık. O gün kişi ellerinin ne takdim ettiğine bakacak ve kâfir diyecek ki: "Ah ne olaydı, ben bir toprak olaydım