Mürselât

المرسلات

50 ayet · Mekki · Nüzul 33 · Mekke, orta dönem

Ayet 1

وَٱلۡمُرۡسَلَٰتِ عُرۡفࣰ ا

Andolsun birbiri ardınca gönderilenlere

Ayet 2

فَٱلۡعَٰصِفَٰتِ عَصۡفࣰ ا

Büküp devirenlere

Ayet 3

وَٱلنَّٰشِرَٰتِ نَشۡرࣰ ا

Yaydıkça yayanlara

Ayet 4

فَٱلۡفَٰرِقَٰتِ فَرۡقࣰ ا

Seçip ayıranlara

Ayet 5

فَٱلۡمُلۡقِيَٰتِ ذِكۡرًا

Bir öğüt bırakanlara

Ayet 6

عُذۡرًا أَوۡ نُذۡرًا

Gerek özür için olsun, gerek uyarı için

Ayet 7

إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَٰقِعࣱ‏

Herhalde size vaad olunan kesinlikle olacaktır

Ayet 8

فَإِذَا ٱلنُّجُومُ طُمِسَتۡ

Hani o yıldızlar silindiği zaman

Ayet 9

وَإِذَا ٱلسَّمَآءُ فُرِجَتۡ

Gök yarıldığı zaman

Ayet 10

وَإِذَا ٱلۡجِبَالُ نُسِفَتۡ

Dağlar savrulduğu zaman

Ayet 11

وَإِذَا ٱلرُّسُلُ أُقِّتَتۡ

Elçiler, tayin edilen vakitlerine erdirildikleri zaman

Ayet 12

لِأَيِّ يَوۡمٍ أُجِّلَتۡ

Bunlar hangi güne ertelendiler

Ayet 13

لِيَوۡمِ ٱلۡفَصۡلِ

Hüküm gününe

Ayet 14

وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا يَوۡمُ ٱلۡفَصۡلِ

Bildin mi, nedir o hüküm günü

Ayet 15

وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

O gün yalanlayanların vay haline

Ayet 16

أَلَمۡ نُهۡلِكِ ٱلۡأَوَّلِينَ

Biz, öncekileri helak etmedik mi

Ayet 17

ثُمَّ نُتۡبِعُهُمُ ٱلۡأٓخِرِينَ

Sonra geridekileri de onlara katarız

Ayet 18

كَذَٰلِكَ نَفۡعَلُ بِٱلۡمُجۡرِمِينَ

Biz suçlulara böyle yaparız

Ayet 19

وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

O gün yalanlayanların vah haline

Ayet 20

أَلَمۡ نَخۡلُقكُّم مِّن مَّآءࣲ مَّهِينࣲ‏

Biz sizi âdi bir sudan yaratmadık mı

Ayet 21

فَجَعَلۡنَٰهُ فِي قَرَارࣲ مَّكِينٍ

Onu sağlam bir yerde oturttuk

Ayet 22

إِلَىٰ قَدَرࣲ مَّعۡلُومࣲ‏

Belli bir süreye kadar

Ayet 23

فَقَدَرۡنَا فَنِعۡمَ ٱلۡقَٰدِرُونَ

Demek ki biçimlendirmişiz. Ne güzel biçimlendireniz biz

Ayet 24

وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

O gün yalanlayanların vay haline

Ayet 25

أَلَمۡ نَجۡعَلِ ٱلۡأَرۡضَ كِفَاتًا

Yeryüzünü bir tokat (toplanma yeri) yapmadık mı

Ayet 26

أَحۡيَآءࣰ وَأَمۡوَٰتࣰ ا

Gerek diriler, gerekse ölüler için

Ayet 27

وَجَعَلۡنَا فِيهَا رَوَٰسِيَ شَٰمِخَٰتࣲ وَأَسۡقَيۡنَٰكُم مَّآءࣰ فُرَاتࣰ ا

Orada yüksek yüksek dağlar oturtup da size bir tatlı su sunmadık mı

Ayet 28

وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

O gün yalanlayanların vay haline

Ayet 29

ٱنطَلِقُوٓاْ إِلَىٰ مَا كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ

(Kıyameti yalanlayanlara şöyle denir): "Haydin gidin o yalanladığınız şeye doğru

Ayet 30

ٱنطَلِقُوٓاْ إِلَىٰ ظِلࣲّ ذِي ثَلَٰثِ شُعَبࣲ‏

Haydi gidin o üç çatallı gölgeye (cehenneme)

Ayet 31

لَّا ظَلِيلࣲ وَلَا يُغۡنِي مِنَ ٱللَّهَبِ

O, ne gölgelendirir, ne alevden korur

Ayet 32

إِنَّهَا تَرۡمِي بِشَرَرࣲ كَٱلۡقَصۡرِ

O, saray gibi kıvılcımlar atar

Ayet 33

كَأَنَّهُۥ جِمَٰلَتࣱ صُفۡرࣱ‏

Sanki o kıvılcımlar, sarı sarı (erkek deve sürüleridir)

Ayet 34

وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

O gün yalanlayanların vay haline

Ayet 35

هَٰذَا يَوۡمُ لَا يَنطِقُونَ

Bugün, konuşamıyacakları gündür

Ayet 36

وَلَا يُؤۡذَنُ لَهُمۡ فَيَعۡتَذِرُونَ

Kendilerine izin de verilmez ki, özür beyan etsinler

Ayet 37

وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

O gün yalanlayanların vay haline

Ayet 38

هَٰذَا يَوۡمُ ٱلۡفَصۡلِۖ جَمَعۡنَٰكُمۡ وَٱلۡأَوَّلِينَ

Bu, işte o hüküm günüdür. Sizi ve öncekileri bir araya topladık

Ayet 39

فَإِن كَانَ لَكُمۡ كَيۡدࣱ فَكِيدُونِ

Bir hileniz varsa beni atlatın

Ayet 40

وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

O gün yalanlayanların vay haline

Ayet 41

إِنَّ ٱلۡمُتَّقِينَ فِي ظِلَٰلࣲ وَعُيُونࣲ‏

Kuşkusuz takva sahipleri gölgeler altında ve pınar başlarındadır

Ayet 42

وَفَوَٰكِهَ مِمَّا يَشۡتَهُونَ

Canlarının çektiğinden türlü meyveler arasındadırlar

Ayet 43

كُلُواْ وَٱشۡرَبُواْ هَنِيٓـَٔۢا بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ

(Onlara): "Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yiyin, için" (denir)

Ayet 44

إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ

İşte biz güzel amel işleyenleri böyle mükafatlandırırız

Ayet 45

وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

O gün yalanlayanların vay haline

Ayet 46

كُلُواْ وَتَمَتَّعُواْ قَلِيلًا إِنَّكُم مُّجۡرِمُونَ

Yiyin, zevklenin biraz, çünkü siz suçlularsınız

Ayet 47

وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

O gün yalanlayanların vay haline

Ayet 48

وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱرۡكَعُواْ لَا يَرۡكَعُونَ

Onlara: "Rüku edin" denildiği zaman etmezler

Ayet 49

وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

Vay haline o gün yalanlayanların

Ayet 50

فَبِأَيِّ حَدِيثِۭ بَعۡدَهُۥ يُؤۡمِنُونَ

Artık bundan (Kur'an'dan) sonra hangi söze inanacaklar