Kıyâme

القيامة

40 ayet · Mekki · Nüzul 31 · Mekke, orta dönem

Ayet 1

لَآ أُقۡسِمُ بِيَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِ

Hayır, yemin ederim o kıyamet gününe

Ayet 2

وَلَآ أُقۡسِمُ بِٱلنَّفۡسِ ٱللَّوَّامَةِ

Yine hayır, yemin ederim o sürekli kendini kınayan nefse

Ayet 3

أَيَحۡسَبُ ٱلۡإِنسَٰنُ أَلَّن نَّجۡمَعَ عِظَامَهُۥ

İnsan, kendisinin kemiklerini bir araya toplayamayacağımızı mı sanıyor

Ayet 4

بَلَىٰ قَٰدِرِينَ عَلَىٰٓ أَن نُّسَوِّيَ بَنَانَهُۥ

Evet, bizim onun parmak uçlarını bile aynen eski haline getirmeye gücümüz yeter

Ayet 5

بَلۡ يُرِيدُ ٱلۡإِنسَٰنُ لِيَفۡجُرَ أَمَامَهُۥ

Fakat insan günahı devam ettirmek ister

Ayet 6

يَسۡـَٔلُ أَيَّانَ يَوۡمُ ٱلۡقِيَٰمَةِ

O kıyamet günü ne zaman? diye sorar

Ayet 7

فَإِذَا بَرِقَ ٱلۡبَصَرُ

Ne zaman ki o göz şimşek çakar

Ayet 8

وَخَسَفَ ٱلۡقَمَرُ

Ay tutulur

Ayet 9

وَجُمِعَ ٱلشَّمۡسُ وَٱلۡقَمَرُ

Güneş ve ay toplanır

Ayet 10

يَقُولُ ٱلۡإِنسَٰنُ يَوۡمَئِذٍ أَيۡنَ ٱلۡمَفَرُّ

İşte o gün insan, "kaçacak yer neresi?" der

Ayet 11

كَلَّا لَا وَزَرَ

Hayır, hayır, yok bir siper

Ayet 12

إِلَىٰ رَبِّكَ يَوۡمَئِذٍ ٱلۡمُسۡتَقَرُّ

O gün varılıp durulacak yer, ancak Rabbinin huzurudur

Ayet 13

يُنَبَّؤُاْ ٱلۡإِنسَٰنُ يَوۡمَئِذِۭ بِمَا قَدَّمَ وَأَخَّرَ

O gün insana, yapıp öne sürdüğü ve geri bıraktığı ne varsa bildirilir

Ayet 14

بَلِ ٱلۡإِنسَٰنُ عَلَىٰ نَفۡسِهِۦ بَصِيرَةࣱ‏

Doğrusu insan kendi nefsini görür

Ayet 15

وَلَوۡ أَلۡقَىٰ مَعَاذِيرَهُۥ

Bir takım özürler ortaya atsa da

Ayet 16

لَا تُحَرِّكۡ بِهِۦ لِسَانَكَ لِتَعۡجَلَ بِهِۦٓ

Onu hemen okumak için dilini depretme

Ayet 17

إِنَّ عَلَيۡنَا جَمۡعَهُۥ وَقُرۡءَانَهُۥ

Kuşkusuz onu toplamak ve okumak bize aittir

Ayet 18

فَإِذَا قَرَأۡنَٰهُ فَٱتَّبِعۡ قُرۡءَانَهُۥ

O halde biz onu okuduğumuz zaman sen onun okunuşunu takip et

Ayet 19

ثُمَّ إِنَّ عَلَيۡنَا بَيَانَهُۥ

Sonra onu açıklamak da bize aittir

Ayet 20

كَلَّا بَلۡ تُحِبُّونَ ٱلۡعَاجِلَةَ

Hayır, siz peşin olanı (dünyayı) seviyorsunuz da

Ayet 21

وَتَذَرُونَ ٱلۡأٓخِرَةَ

Ahireti bırakıyorsunuz

Ayet 22

وُجُوهࣱ يَوۡمَئِذࣲ نَّاضِرَةٌ

Yüzler var ki o gün ışıl ışıl parlar

Ayet 23

إِلَىٰ رَبِّهَا نَاظِرَةࣱ‏

Rabbine bakar

Ayet 24

وَوُجُوهࣱ يَوۡمَئِذِۭ بَاسِرَةࣱ‏

Yüzler de var ki o gün asıktır

Ayet 25

تَظُنُّ أَن يُفۡعَلَ بِهَا فَاقِرَةࣱ‏

Anlar ki kendisine belkıran (bel kemiklerini kıran belalı bir iş) yapılır

Ayet 26

كَلَّآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلتَّرَاقِيَ

Hayır hayır, ne zaman ki can köprücük kemiklerine dayanır

Ayet 27

وَقِيلَ مَنۡۜ رَاقࣲ‏

Tedavi edebilecek kimdir?" denilir

Ayet 28

وَظَنَّ أَنَّهُ ٱلۡفِرَاقُ

Can çekişen bunun o ayrılık anı olduğunu anlar

Ayet 29

وَٱلۡتَفَّتِ ٱلسَّاقُ بِٱلسَّاقِ

Bacak bacağa dolaşır

Ayet 30

إِلَىٰ رَبِّكَ يَوۡمَئِذٍ ٱلۡمَسَاقُ

İşte o gün sevk, ancak Rabbinedir

Ayet 31

فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلَّىٰ

Fakat o, ne sadaka verdi, ne namaz kıldı

Ayet 32

وَلَٰكِن كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ

Fakat yalanladı ve döndü

Ayet 33

ثُمَّ ذَهَبَ إِلَىٰٓ أَهۡلِهِۦ يَتَمَطَّىٰٓ

Sonra da çalım sata sata ailesine gitti

Ayet 34

أَوۡلَىٰ لَكَ فَأَوۡلَىٰ

Gerektir o bela sana, gerek

Ayet 35

ثُمَّ أَوۡلَىٰ لَكَ فَأَوۡلَىٰٓ

Evet, gerektir o bela sana gerek

Ayet 36

أَيَحۡسَبُ ٱلۡإِنسَٰنُ أَن يُتۡرَكَ سُدًى

İnsan başıboş bırakılacağını mı sanır

Ayet 37

أَلَمۡ يَكُ نُطۡفَةࣰ مِّن مَّنِيࣲّ يُمۡنَىٰ

O, dökülen erlik suyundan bir damla (sperm) değil miydi

Ayet 38

ثُمَّ كَانَ عَلَقَةࣰ فَخَلَقَ فَسَوَّىٰ

Sonra bir aleka (embriyon) oldu da Rabbi onu biçime koydu, sonra şekil verdi

Ayet 39

فَجَعَلَ مِنۡهُ ٱلزَّوۡجَيۡنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلۡأُنثَىٰٓ

Ondan da iki cinsi; erkek ve dişiyi var etti

Ayet 40

أَلَيۡسَ ذَٰلِكَ بِقَٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يُحۡـِۧيَ ٱلۡمَوۡتَىٰ

Peki, bunu yapanın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi