Meâric

المعارج

44 ayet · Mekki · Nüzul 79 · Mekke, geç dönem

Ayet 1

سَأَلَ سَآئِلُۢ بِعَذَابࣲ وَاقِعࣲ‏

Bir isteyen, olacak azabı istedi

Ayet 2

لِّلۡكَٰفِرِينَ لَيۡسَ لَهُۥ دَافِعࣱ‏

Kâfirler için onu savacak yok

Ayet 3

مِّنَ ٱللَّهِ ذِي ٱلۡمَعَارِجِ

O, derece ve makamların sahibi Allah'tandır

Ayet 4

تَعۡرُجُ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةُ وَٱلرُّوحُ إِلَيۡهِ فِي يَوۡمࣲ كَانَ مِقۡدَارُهُۥ خَمۡسِينَ أَلۡفَ سَنَةࣲ‏

Melekler ve Ruh miktarı ellibin yıl süren bir gün içinde ona çıkar

Ayet 5

فَٱصۡبِرۡ صَبۡرࣰ ا جَمِيلًا

O halde güzel bir sabır ile sabret

Ayet 6

إِنَّهُمۡ يَرَوۡنَهُۥ بَعِيدࣰ ا

Çünkü onlar onu uzak görürler

Ayet 7

وَنَرَىٰهُ قَرِيبࣰ ا

Biz ise onu yakın görüyoruz

Ayet 8

يَوۡمَ تَكُونُ ٱلسَّمَآءُ كَٱلۡمُهۡلِ

O gün gök erimiş bir maden gibi olur

Ayet 9

وَتَكُونُ ٱلۡجِبَالُ كَٱلۡعِهۡنِ

Dağlar da atılmış renkli yün gibi olur

Ayet 10

وَلَا يَسۡـَٔلُ حَمِيمٌ حَمِيمࣰ ا

Dost dostun halini soramaz

Ayet 11

يُبَصَّرُونَهُمۡۚ يَوَدُّ ٱلۡمُجۡرِمُ لَوۡ يَفۡتَدِي مِنۡ عَذَابِ يَوۡمِئِذِۭ بِبَنِيهِ

Birbirlerine gösterilirler. Suçlu o günün azabından kurtulmak için fidye vermek ister; oğullarını

Ayet 12

وَصَٰحِبَتِهِۦ وَأَخِيهِ

Eşini ve kardeşini

Ayet 13

وَفَصِيلَتِهِ ٱلَّتِي تُـٔۡوِيهِ

Kendisini barındıran, içinde yetiştiği tüm ailesini

Ayet 14

وَمَن فِي ٱلۡأَرۡضِ جَمِيعࣰ ا ثُمَّ يُنجِيهِ

Ve yeryüzünde bulunanların hepsini ki, tek kendini kurtarabilsin

Ayet 15

كَلَّآۖ إِنَّهَا لَظَىٰ

Hayır, o alevlenen bir ateştir

Ayet 16

نَزَّاعَةࣰ لِّلشَّوَىٰ

Derileri kavurur, soyar

Ayet 17

تَدۡعُواْ مَنۡ أَدۡبَرَ وَتَوَلَّىٰ

Çağırır, sırtını dönüp gideni

Ayet 18

وَجَمَعَ فَأَوۡعَىٰٓ

Mal toplayıp kasada yığanı

Ayet 19

۞إِنَّ ٱلۡإِنسَٰنَ خُلِقَ هَلُوعًا

Doğrusu insan dayanıksız ve huysuz yaratılmıştır

Ayet 20

إِذَا مَسَّهُ ٱلشَّرُّ جَزُوعࣰ ا

Kendisine kötülük dokundu mu sızlanır

Ayet 21

وَإِذَا مَسَّهُ ٱلۡخَيۡرُ مَنُوعًا

Kendisine hayır dokundu mu cimrilik eder

Ayet 22

إِلَّا ٱلۡمُصَلِّينَ

Ancak namaz kılanlar bunun dışındadır

Ayet 23

ٱلَّذِينَ هُمۡ عَلَىٰ صَلَاتِهِمۡ دَآئِمُونَ

Onlar ki namazlarını sürekli kılarlar

Ayet 24

وَٱلَّذِينَ فِيٓ أَمۡوَٰلِهِمۡ حَقࣱّ مَّعۡلُومࣱ‏

Onların mallarında belli bir hak vardır

Ayet 25

لِّلسَّآئِلِ وَٱلۡمَحۡرُومِ

Hem isteyen için, hem de istemekten utanan yoksul için

Ayet 26

وَٱلَّذِينَ يُصَدِّقُونَ بِيَوۡمِ ٱلدِّينِ

Onlar ki ceza gününü tasdik ederler

Ayet 27

وَٱلَّذِينَ هُم مِّنۡ عَذَابِ رَبِّهِم مُّشۡفِقُونَ

Rablerinin azabından korkarlar

Ayet 28

إِنَّ عَذَابَ رَبِّهِمۡ غَيۡرُ مَأۡمُونࣲ‏

Çünkü Rablerinin azabından emin olunmaz

Ayet 29

وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِفُرُوجِهِمۡ حَٰفِظُونَ

Onlar ki ırzlarını korurlar

Ayet 30

إِلَّا عَلَىٰٓ أَزۡوَٰجِهِمۡ أَوۡ مَا مَلَكَتۡ أَيۡمَٰنُهُمۡ فَإِنَّهُمۡ غَيۡرُ مَلُومِينَ

Ancak zevcelerine ve cariyelerine karşı hariç. Çünkü onlara yaklaştıklarında kınanmazlar

Ayet 31

فَمَنِ ٱبۡتَغَىٰ وَرَآءَ ذَٰلِكَ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡعَادُونَ

Bundan ötesini isteyenler, var ya işte onlar haddi aşanlardır

Ayet 32

وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِأَمَٰنَٰتِهِمۡ وَعَهۡدِهِمۡ رَٰعُونَ

Onlar emanetlerini ve ahitlerini gözetirler

Ayet 33

وَٱلَّذِينَ هُم بِشَهَٰدَٰتِهِمۡ قَآئِمُونَ

Şahitliklerinde dürüsttürler

Ayet 34

وَٱلَّذِينَ هُمۡ عَلَىٰ صَلَاتِهِمۡ يُحَافِظُونَ

Namazlarına devam ederler

Ayet 35

أُوْلَٰٓئِكَ فِي جَنَّٰتࣲ مُّكۡرَمُونَ

İşte bunlar cennetlerde ağırlanırlar

Ayet 36

فَمَالِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ قِبَلَكَ مُهۡطِعِينَ

Şimdi ne oluyor o inkâr edenlere ki, sana doğru boyunlarını uzatarak koşuyorlar

Ayet 37

عَنِ ٱلۡيَمِينِ وَعَنِ ٱلشِّمَالِ عِزِينَ

Sağdan ve soldan bölük bölük

Ayet 38

أَيَطۡمَعُ كُلُّ ٱمۡرِيࣲٕ مِّنۡهُمۡ أَن يُدۡخَلَ جَنَّةَ نَعِيمࣲ‏

Onlardan herbiri, bir nimet cennetine sokulacağını mı umuyor

Ayet 39

كَلَّآۖ إِنَّا خَلَقۡنَٰهُم مِّمَّا يَعۡلَمُونَ

Hayır, biz onları bildikleri şeyden yarattık

Ayet 40

فَلَآ أُقۡسِمُ بِرَبِّ ٱلۡمَشَٰرِقِ وَٱلۡمَغَٰرِبِ إِنَّا لَقَٰدِرُونَ

Artık o doğuların ve batıların Rabbine yemine ne gerek, elbette bizim gücümüz yeter

Ayet 41

عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ خَيۡرࣰ ا مِّنۡهُمۡ وَمَا نَحۡنُ بِمَسۡبُوقِينَ

Onları kendilerinden daha hayırlı olanlarla değiştirebiliriz ve bizim önümüze geçilmez

Ayet 42

فَذَرۡهُمۡ يَخُوضُواْ وَيَلۡعَبُواْ حَتَّىٰ يُلَٰقُواْ يَوۡمَهُمُ ٱلَّذِي يُوعَدُونَ

O halde bırak onları, kendilerine vaad edilen günlerine kavuşuncaya kadar dalıp oynayadursunlar

Ayet 43

يَوۡمَ يَخۡرُجُونَ مِنَ ٱلۡأَجۡدَاثِ سِرَاعࣰ ا كَأَنَّهُمۡ إِلَىٰ نُصُبࣲ يُوفِضُونَ

O gün kabirlerden hızlı hızlı çıkacaklar, sanki putlara gidiyorlarmış gibi fırlayacaklar

Ayet 44

خَٰشِعَةً أَبۡصَٰرُهُمۡ تَرۡهَقُهُمۡ ذِلَّةࣱۚ ذَٰلِكَ ٱلۡيَوۡمُ ٱلَّذِي كَانُواْ يُوعَدُونَ

Gözleri düşük, kendilerini bir alçaklık saracak da saracak. İşte onlara vaad edilen gün, o gündür