Vâkıa

الواقعة

96 ayet · Mekki · Nüzul 46 · Mekke, orta dönem

Ayet 1

إِذَا وَقَعَتِ ٱلۡوَاقِعَةُ

Olacak vak'a olduğu zaman

Ayet 2

لَيۡسَ لِوَقۡعَتِهَا كَاذِبَةٌ

Onun oluşunu yalanlayacak kimse yoktur

Ayet 3

خَافِضَةࣱ رَّافِعَةٌ

O, alçaltıcıdır, yükselticidir

Ayet 4

إِذَا رُجَّتِ ٱلۡأَرۡضُ رَجࣰّ ا

Yer şiddetle sarsıldığı

Ayet 5

وَبُسَّتِ ٱلۡجِبَالُ بَسࣰّ ا

Dağlar serpildikçe serpildiği

Ayet 6

فَكَانَتۡ هَبَآءࣰ مُّنۢبَثࣰّ ا

Dağılıp toz duman haline geldiği

Ayet 7

وَكُنتُمۡ أَزۡوَٰجࣰ ا ثَلَٰثَةࣰ‏

Ve sizler üç sınıf olduğunuz zaman

Ayet 8

فَأَصۡحَٰبُ ٱلۡمَيۡمَنَةِ مَآ أَصۡحَٰبُ ٱلۡمَيۡمَنَةِ

Sağın adamları (var ya) ne mutludurlar onlar

Ayet 9

وَأَصۡحَٰبُ ٱلۡمَشۡـَٔمَةِ مَآ أَصۡحَٰبُ ٱلۡمَشۡـَٔمَةِ

Solun adamları ise ne uğursuzdurlar onlar

Ayet 10

وَٱلسَّٰبِقُونَ ٱلسَّٰبِقُونَ

Önde olanlar (var ya), onlar öncüdürler

Ayet 11

أُوْلَٰٓئِكَ ٱلۡمُقَرَّبُونَ

İşte o yaklaştırılanlar

Ayet 12

فِي جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ

Nimet cennetlerindedirler

Ayet 13

ثُلَّةࣱ مِّنَ ٱلۡأَوَّلِينَ

Çoğu önceki ümmetlerden

Ayet 14

وَقَلِيلࣱ مِّنَ ٱلۡأٓخِرِينَ

Birazı da sonrakilerden

Ayet 15

عَلَىٰ سُرُرࣲ مَّوۡضُونَةࣲ‏

(Onlar) cevherlerle işlenmiş tahtlar üzerindedirler

Ayet 16

مُّتَّكِـِٔينَ عَلَيۡهَا مُتَقَٰبِلِينَ

Karşılıklı olarak onların üzerinde yaslanırlar

Ayet 17

يَطُوفُ عَلَيۡهِمۡ وِلۡدَٰنࣱ مُّخَلَّدُونَ

Çevrelerinde, ölümsüzlüğe ulaşmış gençler dolaşırlar

Ayet 18

بِأَكۡوَابࣲ وَأَبَارِيقَ وَكَأۡسࣲ مِّن مَّعِينࣲ‏

Kaynağından doldurulmuş, testiler, ibrikler ve kadehlerle

Ayet 19

لَّا يُصَدَّعُونَ عَنۡهَا وَلَا يُنزِفُونَ

Ondan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir

Ayet 20

وَفَٰكِهَةࣲ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ

Beğendikleri meyvalar

Ayet 21

وَلَحۡمِ طَيۡرࣲ مِّمَّا يَشۡتَهُونَ

Canlarının çektiği kuş etleri

Ayet 22

وَحُورٌ عِينࣱ‏

İri gözlü hûriler

Ayet 23

كَأَمۡثَٰلِ ٱللُّؤۡلُوِٕ ٱلۡمَكۡنُونِ

Saklı inciler gibi

Ayet 24

جَزَآءَۢ بِمَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ

Yaptıklarına karşılık olarak verilir

Ayet 25

لَا يَسۡمَعُونَ فِيهَا لَغۡوࣰ ا وَلَا تَأۡثِيمًا

Orada boş bir söz ve günaha sokan bir laf işitmezler

Ayet 26

إِلَّا قِيلࣰ ا سَلَٰمࣰ ا سَلَٰمࣰ ا

Duydukları söz, yalnız "selam", "selam" dır

Ayet 27

وَأَصۡحَٰبُ ٱلۡيَمِينِ مَآ أَصۡحَٰبُ ٱلۡيَمِينِ

Sağın adamları, nedir o sağın adamları

Ayet 28

فِي سِدۡرࣲ مَّخۡضُودࣲ‏

Dalbastı kirazlar

Ayet 29

وَطَلۡحࣲ مَّنضُودࣲ‏

Meyva dizili muzlar

Ayet 30

وَظِلࣲّ مَّمۡدُودࣲ‏

Uzamış gölgeler

Ayet 31

وَمَآءࣲ مَّسۡكُوبࣲ‏

Fışkıran sular

Ayet 32

وَفَٰكِهَةࣲ كَثِيرَةࣲ‏

Pek çok meyva arasında

Ayet 33

لَّا مَقۡطُوعَةࣲ وَلَا مَمۡنُوعَةࣲ‏

Tükenmeyen ve yasaklanmayan

Ayet 34

وَفُرُشࣲ مَّرۡفُوعَةٍ

Ve yükseltilmiş döşekler üstündedirler

Ayet 35

إِنَّآ أَنشَأۡنَٰهُنَّ إِنشَآءࣰ‏

Biz kadınları yeniden inşa ettik (yarattık)

Ayet 36

فَجَعَلۡنَٰهُنَّ أَبۡكَارًا

Onları bâkireler yaptık

Ayet 37

عُرُبًا أَتۡرَابࣰ ا

Hep yaşıt sevgililer

Ayet 38

لِّأَصۡحَٰبِ ٱلۡيَمِينِ

Sağın adamları içindir

Ayet 39

ثُلَّةࣱ مِّنَ ٱلۡأَوَّلِينَ

Bir çoğu öncekilerdendir

Ayet 40

وَثُلَّةࣱ مِّنَ ٱلۡأٓخِرِينَ

Bir çoğu da sonrakilerdendir

Ayet 41

وَأَصۡحَٰبُ ٱلشِّمَالِ مَآ أَصۡحَٰبُ ٱلشِّمَالِ

Solun adamları, nedir o solcular

Ayet 42

فِي سَمُومࣲ وَحَمِيمࣲ‏

İçlerine işleyen bir ateş ve kaynar şu içinde

Ayet 43

وَظِلࣲّ مِّن يَحۡمُومࣲ‏

Kapkara dumandan bir gölge altındadırlar

Ayet 44

لَّا بَارِدࣲ وَلَا كَرِيمٍ

Ki ne serindir, ne de faydalı

Ayet 45

إِنَّهُمۡ كَانُواْ قَبۡلَ ذَٰلِكَ مُتۡرَفِينَ

Çünkü onlar bundan önce varlık içinde sefâhete dalmışlardı

Ayet 46

وَكَانُواْ يُصِرُّونَ عَلَى ٱلۡحِنثِ ٱلۡعَظِيمِ

Büyük günahı işlemekte ısrar ediyorlardı

Ayet 47

وَكَانُواْ يَقُولُونَ أَئِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابࣰ ا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبۡعُوثُونَ

Ve diyorlardı ki: "Biz ölüp, toprak ve kemik yığını olduktan sonra, biz mi bir daha diriltileceğiz

Ayet 48

أَوَءَابَآؤُنَا ٱلۡأَوَّلُونَ

Önceki atalarımızda mı

Ayet 49

قُلۡ إِنَّ ٱلۡأَوَّلِينَ وَٱلۡأٓخِرِينَ

De ki: "Öncekiler ve sonrakiler

Ayet 50

لَمَجۡمُوعُونَ إِلَىٰ مِيقَٰتِ يَوۡمࣲ مَّعۡلُومࣲ‏

Belli bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır

Ayet 51

ثُمَّ إِنَّكُمۡ أَيُّهَا ٱلضَّآلُّونَ ٱلۡمُكَذِّبُونَ

Sonra siz, ey sapık yalanlayıcılar

Ayet 52

لَأٓكِلُونَ مِن شَجَرࣲ مِّن زَقُّومࣲ‏

Elbette bir ağaçtan, zakkum ağacından yiyeceksiniz

Ayet 53

فَمَالِـُٔونَ مِنۡهَا ٱلۡبُطُونَ

Karınlarınızı hep onunla dolduracaksınız

Ayet 54

فَشَٰرِبُونَ عَلَيۡهِ مِنَ ٱلۡحَمِيمِ

Üstüne de kaynar su içeceksiniz

Ayet 55

فَشَٰرِبُونَ شُرۡبَ ٱلۡهِيمِ

Susuzluk illetine tutulmuş develerin içişi gibi içeceksiniz

Ayet 56

هَٰذَا نُزُلُهُمۡ يَوۡمَ ٱلدِّينِ

İşte ceza gününde onlara sunulacak ziyafet budur

Ayet 57

نَحۡنُ خَلَقۡنَٰكُمۡ فَلَوۡلَا تُصَدِّقُونَ

Biz sizi yarattık; tasdik etmeniz gerekmez mi

Ayet 58

أَفَرَءَيۡتُم مَّا تُمۡنُونَ

Attığınız meniyi gördünüz mü

Ayet 59

ءَأَنتُمۡ تَخۡلُقُونَهُۥٓ أَمۡ نَحۡنُ ٱلۡخَٰلِقُونَ

Onu siz mi yaratıyorsunuz yoksa yaratan biz miyiz

Ayet 60

نَحۡنُ قَدَّرۡنَا بَيۡنَكُمُ ٱلۡمَوۡتَ وَمَا نَحۡنُ بِمَسۡبُوقِينَ

Aranızda ölümü takdir eden biziz ve bizim önümüze geçilmez

Ayet 61

عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ أَمۡثَٰلَكُمۡ وَنُنشِئَكُمۡ فِي مَا لَا تَعۡلَمُونَ

Böylece sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi bilmediğiniz bir yaratılışta tekrar var edelim diye (böyle yapıyoruz)

Ayet 62

وَلَقَدۡ عَلِمۡتُمُ ٱلنَّشۡأَةَ ٱلۡأُولَىٰ فَلَوۡلَا تَذَكَّرُونَ

Andolsun, ilk yaratılışı bildiniz. Düşünüp ibret almanız gerekmez mi

Ayet 63

أَفَرَءَيۡتُم مَّا تَحۡرُثُونَ

Ektiğinizi gördünüz mü

Ayet 64

ءَأَنتُمۡ تَزۡرَعُونَهُۥٓ أَمۡ نَحۡنُ ٱلزَّٰرِعُونَ

Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz

Ayet 65

لَوۡ نَشَآءُ لَجَعَلۡنَٰهُ حُطَٰمࣰ ا فَظَلۡتُمۡ تَفَكَّهُونَ

Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık. Hayret eder dururdunuz

Ayet 66

إِنَّا لَمُغۡرَمُونَ

Doğrusu borç altına girdik

Ayet 67

بَلۡ نَحۡنُ مَحۡرُومُونَ

Doğrusu, biz yoksul bırakıldık" (derdiniz)

Ayet 68

أَفَرَءَيۡتُمُ ٱلۡمَآءَ ٱلَّذِي تَشۡرَبُونَ

İçtiğiniz suya baktınız mı

Ayet 69

ءَأَنتُمۡ أَنزَلۡتُمُوهُ مِنَ ٱلۡمُزۡنِ أَمۡ نَحۡنُ ٱلۡمُنزِلُونَ

Buluttan onu siz mi indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz

Ayet 70

لَوۡ نَشَآءُ جَعَلۡنَٰهُ أُجَاجࣰ ا فَلَوۡلَا تَشۡكُرُونَ

Dileseydik onu tuzlu yapardık. O halde şükretseniz ya

Ayet 71

أَفَرَءَيۡتُمُ ٱلنَّارَ ٱلَّتِي تُورُونَ

Yaktığınız ateşi gördünüz mü

Ayet 72

ءَأَنتُمۡ أَنشَأۡتُمۡ شَجَرَتَهَآ أَمۡ نَحۡنُ ٱلۡمُنشِـُٔونَ

Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan biz miyiz

Ayet 73

نَحۡنُ جَعَلۡنَٰهَا تَذۡكِرَةࣰ وَمَتَٰعࣰ ا لِّلۡمُقۡوِينَ

Biz onu bir ibret ve çölden gelip geçenlere bir fayda yaptık

Ayet 74

فَسَبِّحۡ بِٱسۡمِ رَبِّكَ ٱلۡعَظِيمِ

Öyleyse büyük Rabbinin adını yücelt

Ayet 75

۞فَلَآ أُقۡسِمُ بِمَوَٰقِعِ ٱلنُّجُومِ

Hayır, yıldızların yerlerine yemin ederim

Ayet 76

وَإِنَّهُۥ لَقَسَمࣱ لَّوۡ تَعۡلَمُونَ عَظِيمٌ

Bilirseniz bu büyük bir yemindir

Ayet 77

إِنَّهُۥ لَقُرۡءَانࣱ كَرِيمࣱ‏

O, elbette şerefli bir Kur'ân'dır

Ayet 78

فِي كِتَٰبࣲ مَّكۡنُونࣲ‏

Korunmuş bir kitaptadır

Ayet 79

لَّا يَمَسُّهُۥٓ إِلَّا ٱلۡمُطَهَّرُونَ

Ona temizlenenlerden başkası el süremez

Ayet 80

تَنزِيلࣱ مِّن رَّبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

âlemlerin Rabbinden indirilmiştir

Ayet 81

أَفَبِهَٰذَا ٱلۡحَدِيثِ أَنتُم مُّدۡهِنُونَ

Şimdi siz bu sözü mü küçümsüyorsunuz

Ayet 82

وَتَجۡعَلُونَ رِزۡقَكُمۡ أَنَّكُمۡ تُكَذِّبُونَ

Rızkınızı, yalanlamanızdan ibaret mi kılıyorsunuz

Ayet 83

فَلَوۡلَآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلۡحُلۡقُومَ

Can boğaza dayandığı zaman

Ayet 84

وَأَنتُمۡ حِينَئِذࣲ تَنظُرُونَ

Ki o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz

Ayet 85

وَنَحۡنُ أَقۡرَبُ إِلَيۡهِ مِنكُمۡ وَلَٰكِن لَّا تُبۡصِرُونَ

Biz ona sizden daha yakınız, fakat siz görmezsiniz

Ayet 86

فَلَوۡلَآ إِن كُنتُمۡ غَيۡرَ مَدِينِينَ

Eğer cezalandırılmayacak iseniz

Ayet 87

تَرۡجِعُونَهَآ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ

Onu geri çevirsenize; şayet iddianızda doğru iseniz

Ayet 88

فَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلۡمُقَرَّبِينَ

Fakat ölen kişiye gelince, eğer o rahmete yaklaştırılanlardan ise

Ayet 89

فَرَوۡحࣱ وَرَيۡحَانࣱ وَجَنَّتُ نَعِيمࣲ‏

Ona rahatlık, güzel rızık ve Naîm cenneti vardır

Ayet 90

وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنۡ أَصۡحَٰبِ ٱلۡيَمِينِ

Eğer O, sağın adamlarından ise

Ayet 91

فَسَلَٰمࣱ لَّكَ مِنۡ أَصۡحَٰبِ ٱلۡيَمِينِ

(Ey sağcı), sana sağcılardan selam

Ayet 92

وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلۡمُكَذِّبِينَ ٱلضَّآلِّينَ

Ama yalanlayıcı sapıklardan ise

Ayet 93

فَنُزُلࣱ مِّنۡ حَمِيمࣲ‏

İşte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır

Ayet 94

وَتَصۡلِيَةُ جَحِيمٍ

Ve cehenneme atılma vardır

Ayet 95

إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ حَقُّ ٱلۡيَقِينِ

Kesin gerçek budur işte

Ayet 96

فَسَبِّحۡ بِٱسۡمِ رَبِّكَ ٱلۡعَظِيمِ

Öyle ise Rabbini o büyük ismiyle tesbih et