Necm

النجم

62 ayet · Mekki · Nüzul 23 · Mekke, erken dönem

Ayet 1

وَٱلنَّجۡمِ إِذَا هَوَىٰ

İnmekte olan yıldıza andolsun ki

Ayet 2

مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمۡ وَمَا غَوَىٰ

Arkadaşınız (Muhammed) sapmadı, azmadı

Ayet 3

وَمَا يَنطِقُ عَنِ ٱلۡهَوَىٰٓ

O, hevâdan (arzularına göre) konuşmaz

Ayet 4

إِنۡ هُوَ إِلَّا وَحۡيࣱ يُوحَىٰ

O(nun konuşması kendisine ) vahyedilenden başkası değildir

Ayet 5

عَلَّمَهُۥ شَدِيدُ ٱلۡقُوَىٰ

Onu, müthiş kuvvetleri olan biri öğretti

Ayet 6

ذُو مِرَّةࣲ فَٱسۡتَوَىٰ

(Ki o) akıl ve görüşünde kuvvetli (bir melek)dir. Hemen (gerçek meleklik şekliyle) doğruldu

Ayet 7

وَهُوَ بِٱلۡأُفُقِ ٱلۡأَعۡلَىٰ

O, en yüksek ufukta idi

Ayet 8

ثُمَّ دَنَا فَتَدَلَّىٰ

Sonra (Cebrail ona) yaklaştı ve (aşağıya doğru) sarktı

Ayet 9

فَكَانَ قَابَ قَوۡسَيۡنِ أَوۡ أَدۡنَىٰ

Onunla arasındaki mesafe, iki yay kadar, yahut daha az kaldı

Ayet 10

فَأَوۡحَىٰٓ إِلَىٰ عَبۡدِهِۦ مَآ أَوۡحَىٰ

(Allah), kuluna verdiği vahyi verdi

Ayet 11

مَا كَذَبَ ٱلۡفُؤَادُ مَا رَأَىٰٓ

Onun gördüğünü kalb(i) yalanlamadı

Ayet 12

أَفَتُمَٰرُونَهُۥ عَلَىٰ مَا يَرَىٰ

Onun gördükleri hakkında şimdi kendisi ile tartışacak mısınız

Ayet 13

وَلَقَدۡ رَءَاهُ نَزۡلَةً أُخۡرَىٰ

Andolsun onu bir kez daha görmüştü

Ayet 14

عِندَ سِدۡرَةِ ٱلۡمُنتَهَىٰ

Sidretü'lMüntehâ'nın yanında

Ayet 15

عِندَهَا جَنَّةُ ٱلۡمَأۡوَىٰٓ

Ki Cennetü'lMe'vâ onun yanındadır

Ayet 16

إِذۡ يَغۡشَى ٱلسِّدۡرَةَ مَا يَغۡشَىٰ

Sidre'yi kaplayan kaplıyordu

Ayet 17

مَا زَاغَ ٱلۡبَصَرُ وَمَا طَغَىٰ

(Peygamberin) gözü şaşmadı ve sınırı aşmadı

Ayet 18

لَقَدۡ رَأَىٰ مِنۡ ءَايَٰتِ رَبِّهِ ٱلۡكُبۡرَىٰٓ

Andolsun ki o, Rabbinin âyetlerinden en büyüğünü gördü

Ayet 19

أَفَرَءَيۡتُمُ ٱللَّٰتَ وَٱلۡعُزَّىٰ

Siz de gördünüz değil mi o Lât ve Uzza'yı

Ayet 20

وَمَنَوٰةَ ٱلثَّالِثَةَ ٱلۡأُخۡرَىٰٓ

Ve üçüncü olarak da öteki (put) Menat'ı

Ayet 21

أَلَكُمُ ٱلذَّكَرُ وَلَهُ ٱلۡأُنثَىٰ

Size erkek O'na dişi öyle mi

Ayet 22

تِلۡكَ إِذࣰ ا قِسۡمَةࣱ ضِيزَىٰٓ

Öyle ise bu çok insafsızca bir taksim

Ayet 23

إِنۡ هِيَ إِلَّآ أَسۡمَآءࣱ سَمَّيۡتُمُوهَآ أَنتُمۡ وَءَابَآؤُكُم مَّآ أَنزَلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلۡطَٰنٍۚ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَمَا تَهۡوَى ٱلۡأَنفُسُۖ وَلَقَدۡ جَآءَهُم مِّن رَّبِّهِمُ ٱلۡهُدَىٰٓ

Onlar hiçbir şey değil, sırf sizin ve babalarınızın taktığınız (boş) isimlerdir. Allah onlar hakkında hiçbir delil indirmedi. Onlar yalnız zanna ve nefislerin sevdasına uyuyorlar. Halbuki onlara Rableri tarafından yol gösterici gelmiştir

Ayet 24

أَمۡ لِلۡإِنسَٰنِ مَا تَمَنَّىٰ

Yoksa her arzu ettiği şey, insanın kendisinin mi (olacak) dir

Ayet 25

فَلِلَّهِ ٱلۡأٓخِرَةُ وَٱلۡأُولَىٰ

Son da ilk de (ahiret de dünya da) Allah'ındır

Ayet 26

۞وَكَم مِّن مَّلَكࣲ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ لَا تُغۡنِي شَفَٰعَتُهُمۡ شَيۡـًٔا إِلَّا مِنۢ بَعۡدِ أَن يَأۡذَنَ ٱللَّهُ لِمَن يَشَآءُ وَيَرۡضَىٰٓ

Göklerde nice melek var ki Allah'ın dileyip razı olduğuna izin vermeden önce onların şefaatları hiç bir işe yaramaz

Ayet 27

إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡأٓخِرَةِ لَيُسَمُّونَ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةَ تَسۡمِيَةَ ٱلۡأُنثَىٰ

Ahirete iman etmeyenler meleklere dişilerin adlarını takıp duruyorlar

Ayet 28

وَمَا لَهُم بِهِۦ مِنۡ عِلۡمٍۖ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّۖ وَإِنَّ ٱلظَّنَّ لَا يُغۡنِي مِنَ ٱلۡحَقِّ شَيۡـࣰٔ ا

Onların bu hususta bir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise, şüphesiz hakikat bakımından birşey ifade etmez

Ayet 29

فَأَعۡرِضۡ عَن مَّن تَوَلَّىٰ عَن ذِكۡرِنَا وَلَمۡ يُرِدۡ إِلَّا ٱلۡحَيَوٰةَ ٱلدُّنۡيَا

Onun için bizi anmaktan yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyenlerden yüz çevir

Ayet 30

ذَٰلِكَ مَبۡلَغُهُم مِّنَ ٱلۡعِلۡمِۚ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعۡلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعۡلَمُ بِمَنِ ٱهۡتَدَىٰ

İşte onların ilimden erişebilecekleri (son sınır) budur. Şüphesiz, Rabbin, yolundan sapanı da iyi bilir; O, hidayette olanı da iyi bilir

Ayet 31

وَلِلَّهِ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِ لِيَجۡزِيَ ٱلَّذِينَ أَسَٰٓـُٔواْ بِمَا عَمِلُواْ وَيَجۡزِيَ ٱلَّذِينَ أَحۡسَنُواْ بِٱلۡحُسۡنَى

Göklerde ve yerde bulunanlar hep Allah'ındır. Akıbet (sonuçta) kötülük yapanları yaptıkları ile cezalandıracak, güzel davrananları da daha güzeliyle mükafatlandıracaktır

Ayet 32

ٱلَّذِينَ يَجۡتَنِبُونَ كَبَٰٓئِرَ ٱلۡإِثۡمِ وَٱلۡفَوَٰحِشَ إِلَّا ٱللَّمَمَۚ إِنَّ رَبَّكَ وَٰسِعُ ٱلۡمَغۡفِرَةِۚ هُوَ أَعۡلَمُ بِكُمۡ إِذۡ أَنشَأَكُم مِّنَ ٱلۡأَرۡضِ وَإِذۡ أَنتُمۡ أَجِنَّةࣱ فِي بُطُونِ أُمَّهَٰتِكُمۡۖ فَلَا تُزَكُّوٓاْ أَنفُسَكُمۡۖ هُوَ أَعۡلَمُ بِمَنِ ٱتَّقَىٰٓ

Onlar ki günahın büyüklerinden ve çirkin işlerden kaçınırlar, yalnız bazı küçük kusurlar hariç. Şüphesiz Rabbinin affı geniştir. O, sizi daha topraktan yarattığı zaman ve siz annelerinizin karınlarında bulunduğunuz sırada, sizi en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, kötülükten sakınanı daha iyi bilir

Ayet 33

أَفَرَءَيۡتَ ٱلَّذِي تَوَلَّىٰ

Şimdi gördün mü O yüz çevireni

Ayet 34

وَأَعۡطَىٰ قَلِيلࣰ ا وَأَكۡدَىٰٓ

Azıcık verip (sonra vermemekte) direneni

Ayet 35

أَعِندَهُۥ عِلۡمُ ٱلۡغَيۡبِ فَهُوَ يَرَىٰٓ

Gaybın bilgisi kendi yanındadır da, o mu görüyor

Ayet 36

أَمۡ لَمۡ يُنَبَّأۡ بِمَا فِي صُحُفِ مُوسَىٰ

Yoksa haber verilmedi mi Musa'nın sahifelerinde yazılı olanlar

Ayet 37

وَإِبۡرَٰهِيمَ ٱلَّذِي وَفَّىٰٓ

Ve çok vefakâr olan İbrahim'in sahifelerindekiler

Ayet 38

أَلَّا تَزِرُ وَازِرَةࣱ وِزۡرَ أُخۡرَىٰ

Ki hiçbir günahkâr başkasının günah yükünü yüklenmez

Ayet 39

وَأَن لَّيۡسَ لِلۡإِنسَٰنِ إِلَّا مَا سَعَىٰ

Doğrusu insana çalışmasından başka bir şey yoktur

Ayet 40

وَأَنَّ سَعۡيَهُۥ سَوۡفَ يُرَىٰ

Ve çalışması da yakında görülecektir

Ayet 41

ثُمَّ يُجۡزَىٰهُ ٱلۡجَزَآءَ ٱلۡأَوۡفَىٰ

Sonra ona karşılığı tastamam verilecektir

Ayet 42

وَأَنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ ٱلۡمُنتَهَىٰ

Ve şüphesiz en son varış, Rabbinedir

Ayet 43

وَأَنَّهُۥ هُوَ أَضۡحَكَ وَأَبۡكَىٰ

Doğrusu güldüren de ağlatan da O'dur

Ayet 44

وَأَنَّهُۥ هُوَ أَمَاتَ وَأَحۡيَا

Öldüren de dirilten de O'dur

Ayet 45

وَأَنَّهُۥ خَلَقَ ٱلزَّوۡجَيۡنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلۡأُنثَىٰ

Şüphesiz erkeği, dişiyi iki eş yaratan O'dur

Ayet 46

مِن نُّطۡفَةٍ إِذَا تُمۡنَىٰ

Atıldığı zaman bir nutfeden

Ayet 47

وَأَنَّ عَلَيۡهِ ٱلنَّشۡأَةَ ٱلۡأُخۡرَىٰ

Şüphesiz tekrar diriltmek de O'na aittir

Ayet 48

وَأَنَّهُۥ هُوَ أَغۡنَىٰ وَأَقۡنَىٰ

Şüphesiz zengin eden de sermaye veren de O'dur

Ayet 49

وَأَنَّهُۥ هُوَ رَبُّ ٱلشِّعۡرَىٰ

Doğrusu Şi'râ yıldızının Rabbi O'dur

Ayet 50

وَأَنَّهُۥٓ أَهۡلَكَ عَادًا ٱلۡأُولَىٰ

O, helak etti önce gelen Âd'ı

Ayet 51

وَثَمُودَاْ فَمَآ أَبۡقَىٰ

Ve Semûd'u da bırakmadı

Ayet 52

وَقَوۡمَ نُوحࣲ مِّن قَبۡلُۖ إِنَّهُمۡ كَانُواْ هُمۡ أَظۡلَمَ وَأَطۡغَىٰ

Önceden de Nuh kavmini (helak etmişti), çünkü onlar zulmetmiş ve azmıştı

Ayet 53

وَٱلۡمُؤۡتَفِكَةَ أَهۡوَىٰ

Altı üstüne getirilmiş şehirleri devirip yıktı

Ayet 54

فَغَشَّىٰهَا مَا غَشَّىٰ

Onları neler kapladı neler

Ayet 55

فَبِأَيِّ ءَالَآءِ رَبِّكَ تَتَمَارَىٰ

O halde Rabbinin hangi nimetinden kuşku duyuyorsun

Ayet 56

هَٰذَا نَذِيرࣱ مِّنَ ٱلنُّذُرِ ٱلۡأُولَىٰٓ

Bu da ilk uyarıcılardan bir uyarıcıdır

Ayet 57

أَزِفَتِ ٱلۡأٓزِفَةُ

Yaklaşan yaklaştı

Ayet 58

لَيۡسَ لَهَا مِن دُونِ ٱللَّهِ كَاشِفَةٌ

Onu Allah'tan başka açığa çıkaracak yoktur

Ayet 59

أَفَمِنۡ هَٰذَا ٱلۡحَدِيثِ تَعۡجَبُونَ

Şimdi siz bu sözden mi hayret ediyorsunuz

Ayet 60

وَتَضۡحَكُونَ وَلَا تَبۡكُونَ

Gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz

Ayet 61

وَأَنتُمۡ سَٰمِدُونَ

Ve siz mi kafa tutuyorsunuz ey gafiller

Ayet 62

فَٱسۡجُدُواْۤ لِلَّهِۤ وَٱعۡبُدُواْ۩

Haydi Allah için secdeye kapanın ve O'na kulluk edin